Published: June 8, 2025
311
928
17.1k

Bugün “çirkin” diyerek küçümsediğimiz Sovyet apartmanları, bir dönemin milyonlarca insanı için ilk kez sıcak, sağlam ve kira derdi olmayan evlerdi. Sovyetler'de mimarlık, sadece bir estetik mesele değil; barınma hakkının mimariyle çözüldüğü dev bir sistemdi. Nasıl mı?

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

1917 Devrimi’yle birlikte, Rusya’nın sadece siyasal yapısı değil, fiziksel mekânları da yeniden kurgulanmaya başladı. Çarlık döneminde zenginler şatolarda, işçiler bodrum katlarında yaşarken; devrimciler tüm bu sınıfsal ayrımı yerle bir etmek istiyordu. İlk hedef ise herkese

Image in tweet by Hacim

Ancak o günlerde ev kavramı bugünkü anlamında değildi. Bireysel mahremiyet lüks sayılıyordu. 1920’lerde geliştirilen ilk sistemde bir daire, birkaç aileye bölünüyordu. Ortak banyo, ortak mutfak, ortak koridor. Adı: Kommunalka. Sistemin sloganı netti: “Özel alan değil, ortak

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

Aynı dönemde mimarlar da bu yeni toplum yapısına uygun yapılar geliştirmeye başladı. Mimarlık tarihine “Konstrüktivizm” olarak geçen bu akımda binalar, süssüz, yalın ve işlevseldi. Tasarımın tek derdi estetik değil, üretkenlikti. Birey değil, toplum düşünülüyordu. Modernizmin uç

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

İdealist hayaller Stalin döneminde farklı bir yola girdi. 1930’lardan itibaren mimaride gösteriş öne çıktı. Devlet gücünü yalnızca meydanlarda değil, evlerin içinde de hissettirmek istiyordu. Mermer kaplamalar, büyük sütunlar, yüksek tavanlar...Hâlâ sosyal konuttu, ama bu kez

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

Ancak bu gösteriş uzun sürmedi. 1953’te Stalin öldüğünde Sovyet halkı hâlâ büyük bir konut krizinin içindeydi. Yeni lider Nikita Kruşçev’in önceliği ideolojik değil, pratikti: Daha az süs, daha çok daire.

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

Kruşçev döneminde “seri üretim” konut çağı başladı. Yüksek tavanlara, kabartmalara, gösterişli girişlere yer yoktu. Asıl mesele hızdı. Bir ev, bir haftada inşa edilebilecek hâle gelmeliydi. Böylece ‘Kruşçevka’lar doğdu. Beton panellerden üretilen, 4-5 katlı, küçük ama özel

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

İnsanlar bu evleri severek mi benimsedi? Kimi için evin estetiği önemli değildi. Hayatında ilk kez kendi banyosu, kendi mutfağı olan bir eve giren milyonlarca insan vardı. O küçük daireler, kırsaldan kente göçen aileler için modernliğin başlangıcıydı. Kira mı? Devlet politikası

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

Bugün İstanbul’da bir çalışan maaşının %70’ini(!) kiraya verirken; 1960’larda Moskova’da bir işçi, maaşının %4’üyle sıcak bir dairede yaşayabiliyordu. Sovyet sistemi bunu büyük oranda başardı. Çünkü ev, özel mülkiyet değil, kamusal bir haktı. Hiç kimse ev sahibi değildi ama hemen

Image in tweet by Hacim

1970’lerde bu yapı daha da standartlaştı. 9-12 katlı panel evler üretildi. Tasarım artık bir mühendislik problemiydi. Aynı daire planı, yüzlerce binada tekrarlandı. Sıcaklık, dayanıklılık, işlev…Estetik geri plandaydı. Bu, mimarlığın değil, sistemin tercihiydi.

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

Ve işin ilginç tarafı şu: Bugün hâlâ Rusya, Ukrayna, Belarus gibi ülkelerde milyonlarca insan bu “çirkin” evlerde yaşıyor. Kimi modernize etti, kimi aynı haliyle sürdürüyor ama bir gerçek değişmedi bu evler, hâlâ dayanıklı, hâlâ ulaşılabilir.

Image in tweet by Hacim

Sovyet konutları birer tasarım harikası olmayabilir ama tasarımın asıl sorusu belki de şudur: “İyi bir ev nasıl görünmelidir?” değil, “İyi bir ev neyi mümkün kılar?” ve Sovyetler’in verdiği cevap buydu: Bir ev, barınmayı mümkün kılmalıydı. Önce adil, sonra güzel.

Image in tweet by Hacim

Türkiye’de bugün o mimariyi kolayca küçümsüyoruz ama büyük şehirlerde yaşanan konut krizi, aslında bizi tekrar aynı soruya getiriyor: Çok katlı, estetikten uzak ama erişilebilir konutlar mı; yoksa estetik ama hayal bile edilemeyecek fiyatlar mı?

Sovyet mimarlığı, tüm eleştirilerine rağmen bir iddia taşıyordu: “Kimse evsiz kalmamalı.” Bu iddia çirkin bir ev olarak adlandırılabilir ama bugünkü güzel ama çok azımızın eriştiği evlerin yanında hâlâ cesur bir çözüm gibi duruyor.

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

@changeinvolume 15 m2 evi de ovmezsin o...nunoglu

@raprap30050 Admin kadın, küfürü ona göre değerlendirin lütfen 🙏🏻

@changeinvolume Dış cepheye para harcansa rezidans oluyor. Bugun ile tek farkı o.

@changeinvolume Bu insanların üç kuruşa çalıştırıldığını, bu evlere muhtaç bırakıldığını neden konuşmuyoruz? Barınma, en temel insan haklarından biridir. İnsanca barınma ama kümesler değil.

@changeinvolume @stilettoanarsik Şimdi bizimkilere rezidans diye sattıkları banliyönün ta kendisi

@changeinvolume Ya amk neyi savunuyosunuz? Bunu eleştirmenin tek argümanı çirkinlik değil götünüzden yorum uydurmayın Yıllarca kamplarda çalıştırılan barakalarda yaşayan insanlara uzun süre sonra lütufmuş gibi verilen evler. Mutfak wc ortak Sosyalizm romantizmi bunlar

@changeinvolume Gürcistan’da bu Sovyet döneminden kalma binalarda yaşadım yıllarca. Gayet sağlam, çok katlı olmasına rağmen o eski tarihi asansörler nadir bozulurdu. Ayrıca bu görünüm de benim için çok güzel bi estetik taşıyor. Çok özlüyorum bu şehir yapısını

@changeinvolume Kommunalka da övmezsin ya. Üç kuruşa çalıştırılıp nefes bile aldırılmayan, ırkına göre soykırımlara uğrayan üzerinden yıllar geçmesine rağmen gülmeyi unutan milletler. Baskıcı rejimle kuş gibi kafeslenen insanlar üzerinden romantizm kasıyorsunuz. Ucuz rus propagandası.

@changeinvolume İçinde bulundukları şartlarda barınma sorununu kendilerince çözmeye çalışmışlar. Ama şunu Ruslar bile böyle övmez, çünkü kümesten hallice konutlardır. Kim över ? Rusya hayranı akvaryum solcuları tabii ki.

@changeinvolume Ailenle oturdugun eve bir gun bir bakmisdin tanımadigin bekar bir adamda yerlestirilmiş, görevli memur gelmis diyor ki yoldaş aleksey bundan sonra burada kalcak evin bir odasını ona verin. Partinin sevmedigi vatandaşlara uyguladıgı çok sık rastlanan bir mobbingti tabi bu.

@changeinvolume Kaldı ki İstanbul’da aynı tip mimariye sahip evler akıllı ev kandırmacasıyla 15-20 milyona satılıyor…

@changeinvolume Boklanan kapitalizm / Övülen sosyalizm

Image in tweet by Hacim
Image in tweet by Hacim

@changeinvolume Sovyet mimarisine estetikten uzak diyenler Fikirtepe ye gelsinler

@changeinvolume Rusyadayken bu evlerde yaşadım, ısınma derdi yok, evde parti versen komşuların ruhu duymaz, her binanın kendine özel yeşil parkı var, geneli okula metroya markete hastaneye yakın konumda binalardır ki bizim Türkiye'deki binaların,yerleşimlerin 90%'ına tercih ederim

@changeinvolume Ulan kominizm güzellemesi yapıyorsunuz utanmadan, baskıcı rejimlerden bahseden yok kominizm ve şeriat aynı şeydir, Rusya, Çin, Kuzey Kore hangisinin insanları refah ve özgür şekilde yaşıyor.?

@changeinvolume Şuan Kruşçev dönemine ait binada oturuyorum. Komşu sesi yok. Rahat . Bütün blokların ortasında parklar vardır nefes alirsiniz bol yeşillikli ,çocukların oyun alanı ve huzur.

@changeinvolume Çok sağlamdır, duvarlar full perde beton, içerisinde kol kalınlığında o dönem hiç bir yerde olmayan yivli demir bulunur. Balkon veya pencere açmak çok zordur ancak elmas uçlu kesicilerle 3-4 günlük bir çalışma ile küçük bir mesafe katedilebilir. Sovyetlerin dağılması sonucu +++

@changeinvolume Çirkin falan bilmem de içinde yaşadığım için söyleyebilirim ki dünyanın en sağlam yapılarıdır.

@changeinvolume Böyle kağıt üzerinde komünizm övenlere kanmayın; bizatihi o dönemi yaşamış hatta o evlerde kalmış insanlarla konuşun, anlarsınız ne kadar boktan bir dönem olduğunu.

@changeinvolume halkın nasıl acı çektiğini bastırıldığını haklarının elinden alındığını da anlat nasıl barınak hayatı yaşadığını da anlat anlatsana?

@changeinvolume Emeğine sağlık. İyi bir kalemin var. Güzel ve net bir açıklaman olmuş. Hala bu evler de yaşayan arkadaşlarım var. Özellikle Doğu Rusya ve Kazakistan da falan. Bu binaları beğenmeyenler,Brutalizmin babasını yaşıyo ülkemizde. İstanbul da özellikle. Hemde yüksek fiyatlarla.

Share this thread

Read on Twitter

View original thread

Navigate thread

1/35