Paris’te Türk Solcuyla diyalog İskandinavya dönüşü Paris’e ayak basar basmaz eve değil kent merkezine gittim.Çünkü Londra’dan misafirlerim gelecekti.Yorgundum; geceyi Stockholm sokaklarında, otobüste ve uçakta geçirmiştim. Ama Paris’te tanıştığım yaşlı bir adam tüm uykumu aldı+
1980 ihtilali sonrası Fransa’ya kaçmış eski bir solcuydu. Heykeltıraştı. 70’lerde yayınevi işletmiş, sinema yapımcılığı yapmış, Yılmaz Güney’in Yol filminde yapımcı olmuştu. Hatta Çirkin Kral’ın hapisten kaçışında bile rol almış: “Her daim beraberdik” dedi. +
19 yaşında cezaevine girmiş, 9 farklı hapishane dolaşmıştı. İşkencelere rağmen kimsenin adını vermemiş. “O şerefsizliği yapmadım, yaşadıklarıma da vaveyla etmedim” yola çıkarken bunları göze almıştık” Hem kazansaydık, aynısını biz yapacaktık dedi+
Elektrik işkencesinin siyatik ağrılarına iyi geldiğini söyleyip kahkaha attı Gençliği fırtına gibi geçmişti. Güney Lübnan iç savaşına katılmış, dünyanın dört bir yanından gelen solcularla İsrail askerlerine karşı savaşmış.
“Mücadele uğruna çok soygun yaptık” diyordu: bankaları, zenginleri, hatta mafyayı bile… Mafya babasının yanına adam sızdırmışlar. Güven kazanıp başeleman olmuş. Sonra servet değerindeki paraları bir baskınla alıp kaybolmuşlar.
Mafya babası polise bile gidemezdi. Çünkü kendi de kanun kaçağıydı. “Bugün olsa yine yaparım” dedi. Hiç pişman değildi. Onun sadakati gazetelere yansıyınca, genç bir kız ona âşık olmuş. Cezaevinde tanışmışlar ve sonra evlenmişler.
Fransa’ya geldiğinde arkadaşları bavullarını açmamış, “3 yıl sonra döneriz” demişler. Ama o hemen açmış: “Buralarda kalacağımızı biliyordum. “Zamanla herkes iş hayatına atılmış. “Kapitalist mi oldunuz?” diye sordum. “Buradaki hayat insanı zorluyor” dedi.+
Cevabı netti: “Ne yapalım, buradaki hayat insanı kapitalizme zorluyor.” Sohbet ilerledikçe konu dine, tarihe ve Hizmet hareketine geldi. Süleyman Şah Üniversitesi’nde Ortadoğu dersleri verdiğimi öğrenince, “Fethullah grubundan mısın?” diye sordu+
Olumsuz bazı klişe yorumlarına karşılık, Propagandaların hedefindekileri tanımadan hüküm vermenin yanıltıcılığını halbuki en iyi anlayacak birisin dedim. Dünya ölçeğinde karşılık bulmuş eğitim odaklı bir hareketi, öyle halk diliyle basit ithamlarla tanımlanamayacağını söyledim.+
Sohbet ilerledikçe konu dine ve Hizmet’e geldi. Ona eğitim odaklı, çatışmadan uzak; müspet hareket adını verdiğimiz yöntemimizden bahsettim: “Aziz Nesin gibi halka aptal demek yerine, Konfüçyüs gibi ‘karanlığa söveceğine mum yak’ diyen bir anlayış bu”dedim. Dinledi,itiraz etmedi+
Bu azimli solcunun oğlu ehli tarik, İslamî bir hayat seçmiş. Bu döngü modern çağlarda sık görülüyor: dindarların çocukları seküler, sekülerlerin çocukları dindarlaşıyor.Nesiller, reaksiyon ve dönemin trendleri etkisiyle zıt yönlere savrulabiyor. Dindar Ulaş’lar,seküler Said’ler.+
Onun dava ciddiyetini ve fedakârlığını takdir ederek ayrıldık. Misafirlerim geldiğinde üzerimde yorgunluk kalmamıştı. Özetle: Yapacak çok iş var. Düşüncelerde, duygularda ezilmeden. Ve asla yorulmadan…
Bu karşılaşmanın benim için çok . Çünkü Stockholm’de misafir olduğum gazeteci de eski tüfek bir solcu yazarla telefonda yaptığı görüşmede kendisine: “Eski Mahallenin yanlışlarını vurgula, aldırma; bana da MİT ajanı dediler” diyerek motive vermişti, demişti
Ben de ona sormuştum: “ Devrim adı altında silahlı mücadeleyi öncelemiş, bankalar soymuş, insan öldürmüş bir hareket ile 50 yıl boyunca yumuşak değişimi hedeflemiş ve asayişi temsil eden bir hareketi bir gecelik muammayı merkeze alarak aynı kefeye koymak haksızlık değil mi?”
Ve ilginçtir bu sorudan sadece bir gün sonra Paris’in en tanınmış Türk solcularından biriyle bir sohbetin içinde buldum kendimi. insanın tüm öğrenme gayretlernde olduğu gibi, hakikati anlama çabaları da çaldığın kapının açılması gibi açılıyor. Birden karşına aradığını çıkartıyor.
5 yıl öncesi bir hatıram idi..
@seyyah_ugur Unroll @ThreadReaderApp
@seyyah_ugur Hayal ler ülkesi
@seyyah_ugur Dava adamlarına,dik duranlara selam olsun.
@seyyah_ugur Harika bir hatıra olmuş abi
@seyyah_ugur 👏👏
@seyyah_ugur Teşekkür ederiz paylaştığınız için, keyifliydi okumak.
@seyyah_ugur İşin acı ama realite tarafı şu ki, bizler de 30-40 sene sonra geriye bakacağız ve zamanında uğruna baş koyduğumuz davadan eser kalmamış olacak. Çünkü akbabalar hem içten hem dıştan naaşı çoktan parçalamış olacak… sadece hülyalara dalıp acı bir ah çekeceğiz.
