Published: October 22, 2025
3
30
234

Rusya'nın Yunanistan Büyükelçiliği Navarin Felaketini paylaşıp Yunanistan'ın bağımsızlığına giden yolun açılışını hatırlatmış. Zamanın Avusturya Başbakanı Metternich olayı duyunca çok öfekelenir ve Avrupa'da yeni bir dönemin başladığını söyler. Gerçekten de 1850 sonrası güçler

arasındaki paylaşım yarışı Osmanlı, Afrika, Çin bölgesine kadar yayılır. Doğu Sorunu denilen kavram herkesin Osmanlı içindeki menfaatlerine hazırladığı bir kılıf olur. Kapitülasyonların Osmanlı hukuk ve ekonomik sistemini felç etmesi ise batıya direnç göstermeyi engeller.

Tarihi bir anlatı olarak mı ele alacağız yoksa bir kurallar bütünü olarak mı kullanacağız? Herkes Osmanlı'ya ait birsey biliyor. Turkiyedeki en hararetli ideolojik tartışmaların arasında Osmanlı tarihine ait figürler ve olaylar var. Fakat ideolojik yaklaşım bir yana tarih 21.yy

Türkiyesinde bazı değişmez kurallarını yine göstermekte. Batı- Emperyalizm adına ne denirse densin. Paylaşım ve güç mücadelesi hala devam ediyor. Monarklar, Çarlar ve Prenslerin yerini şirketler- lobiler- bu lobilerle iş tutan siyasetçiler aldı.

Navarin'in olduğu dönem Çok Kutuplu bir dönem olarak ele alınır. 1990 yılından beri var olan tek kutupluluk ve istikbalde kendini gösteren İki Kutupluluğun dinamikleri aynı: Güç mücadelesi. Ulus ötesi oluşumlar olan para merkezleri bu denklemde katalizör.

Bazı tarihçilere bakılırsa Navarin ve Mora'ya asker çıkarılmasının da temelde ciddi ekonomik- o dönem için yeni palazlanan finans gücünün etkisi var. Bugün artık belirgin olan Soğuk Savaş'ın ideolojik kamplaşması yok. Ekonomik- Siyasi çıkarlar daha belirgin. Geçmişle günümüz

arasında kurulacak en önemli benzerlik büyük güçlerin çıkarları için tüm ülkeleri, iç isyanları bir paravan olarak kullanması. Navarin'de ilk kez uluslararası müdahale için Yunanistan'ı kullanan büyük güçler 1897 yılında Uluslararası Ekonomi Denetimi adında Duyun-ı Umumiye

benzer bir yapıyı Yunanistan'a kurdu. Çünkü 1897 Teselya yenilgisi sonrası araya giren ülkeler Yunanistan'ın toprak vermesini engelledi ama tazminat vermesinin de yolunu açtı. Atina borcunu ödemek için Avrupa'dan borç isteyince zaten iyi gitmeyen ekonominin başına Avrupa oturdu.

Batı bir yandan Osmanlıyı tavizler vermeye itiyor Ermeni hadiselerinde Fransa- Rusya ve İngiltere hamilik görevini almaya çalışıyordu. Sermaye sınıfının temsilcisi olarak zengin bir iş insanı olan ve Yunanistan'ın İngiltere Büyükelçisi olarak atanan John Stavridi zaten

batının kontrolünde olan ekonomi yetmezmiş gibi bu sefer de Balkan Harbi boyunca Londra'nın desteğini almak için başka tavizler vermeye hazırdı. Batı çok kutupluluk içinde güç mücadelesi verirken küçük ülkeleri paylaşmakta dönemsel ortaklıklar kuruyordu. Atina'nın gönüllü

payanda olma isteğine olumlu cevap veren Britanya politik destek karşılığında Kefalonyadaki Argostili limanını istedi. Britanya Donanma Stratejistlerinin Planına göre İtalya ve Avusturya Almanya yanında savaşa girerse Adriyatik denizinden Avusturya ve İtalya donanmalarının

çıkmasının engellenmesi gerekecekti. Fransa ve Britanya bu iki ülkenin Almanya donanmasına yardım etmemesi için Argostili limanına ihtiyacı vardı. Yunanistan Balkanlar'daki Türk topraklarının savaş sonrası kendilerinde kalmasının desteklenmesi karşılığında bu tavize de hazırdı.

Venizelos'un arşivine göre Kıbrıs adası ilk kez yine bu liman desteği görüşmeleri sırasında Atina'ya teklif edildi. Enosis ve EOKA ya giden süreç de bi şekilde Balkan Harbi sırasında atıldı demek yanlış olmaz. Yunanistan'dan bu tavizleri koparan büyük güçler Osmanlı'nın

iç işlerine karışmak için de bahaneler buluyor Basra, Doğu Anadolu ve Lübnan'da tavizler almaya devam ediyordu. Temelinde ekonomik kaygılar olan bu müdahaleler hem ülkeleri birbirine savaştırıp hem de kaynaklarını kontrol altına alıyordu. Sonrası malum, tarih dersine gerek yok!

Zaman değişse de yöntem yine aynı. Türkiye yine çevresindeki dizayn ile mücadele ediyor. Bana kalırsa en tehlikeli süreç olan Tek Kutupluluğun bariz etkilerini gördüğümüz dönem 1991- 2021 arasındaki otuz senelik dönemde en ciddi mücadele verildi.

Irak 36.paralelle başlayan fiziki parçalanmasının ambargolar ile hızlandırılması sonrası 2003te tamamen tasfiye edildi. Ülke kağıt üstünde Bağdat'tan yönetiliyor. Suriye'deki dizayn yine bu otuz senelik dönemin içinde gerçekleşti. İran'ın güç aktarımı ülke dışında kırılsa da

ülke içinde İran yapısı tahminlerden sağlam çıktı. Yunanistan bu otuz senelik süreç içinde yine adalarını paylaşarak Türkiye'nin karşısına politik destekle çıkmaya çalıştı. Annan Planı sonrası AB estirdiği Liberal Rüzgar adanın Türklerine ödül yerine ceza olarak döndü.

Türkiye yine de Azerbaycan ve Suriye'nin Akdeniz sahillerinde müdahalelerde bulunabildi. Rusya'nın Ukrayna Savasındaki direnci, Çin'in sermaye ve materyel olarak Rus ekonomisine desteği bu otuz senelik Tek Kutupluluğun sonlarına geldigimizin en ciddi işaretleri.

Her ne kadar komşu ülkenin Savunma Bakanı yüz yıl önceki Stavridi- Lloyd George Downing Street görüşmesine atıfta bulunacak kadar ( Dendias'ın geçen haftaki Cambridge konuşması) imparatorluk hayalinde olsa da Güç Dengeleri buna izin vermeyecektir.

Türkiye'nin en ciddi sınavı Fırat Dicle havzasında olacak. Fakat burada da bir ayrıntıyı görmek gerek. Ypg'den Sdf oradan da Fırat'ın Dogusunda kurulmaya calısılan devlet tarihteki Yunanistan ve Bulgaristan örneklerinden çok farklı. Öncelikle Amerikalılar Avrupalılar kadar

bölgeye hakim değil. Kültürel bir etütten çok salt ekonomik- güvenlik yaklaşımı ve TelAvivin güvenliğini hedefliyor. Yunanistan ve Bulgaristan'ın kurulduğu coğrafyada öteki olarak Türk'ü işaret etmek yeterliydi. Dizayn edilen Fırat Havzasında Türk, Arap ve Kürt nüfusunun

iç içe geçen çıkarları var. Nüfus olarak Türk ve Arap grupları bölgede daha fazla. Kürtler içinde de herkesin dizayn içinde olmadığı açık. Yüz sene önceki gibi öteki yaratmaya çalışılsa bu sefer bölge halkları Fırat Havzasındaki oluşumu İkinci Bir İsrail şeklinde okuyacak.

İş Amerika için de çok kolay değil. Bir de buna Tek Kutupluluğun son demlerini eklerseniz planların akim kalma ihtimali artıyor. Tarihsel olayları ele alırken ankronik benzetmeler yapmamaya çalıştım. Güç Mücadelesinin temelinin hala ekonomik kökenli alt metni olduğunu düşünüyorum

Türkiye'nin bu cendereden çıkabileceğine inanıyorum. İnşallah başarılı oluruz.

@Lloyd_cymru Rusya ile her zaman düşmandık topraklarımızı işkal ettiler donanmamızı yaktılar düşmanlarımızı desteklediler ama abd bunların hiçbirini yapmadı dost olarak bakılacak tek devlet o gözüküyor konjöktörde olay çok basit aslında tek ortak olarak onu gördüğün zaman hiç problem olmyck

@Lloyd_cymru Her zaman olduğu gibi güzel bir analiz! Bu arada, Yunanistan, Bulgaristan, Suriye, Irak hatta İran, emperyalistlerin uydurduğu "yapay" devletler olduğu göndermeniz çok yerinde.

Share this thread

Read on Twitter

View original thread

Navigate thread

1/26