İstihbarat dünyasında bir kural vardır: "Gürültü, sinyali bozar." Süslü manşetleri, "flaş gelişme" naralarını bir kenara bırakın. 26 Aralık 2025'te icra edilen "Siber Kale" operasyonu, basit bir polis baskını değil, Türk güvenlik doktrininin "Reactive" (Tepkisel) yapıdan
Savaş alanı değişti, ama kurallar daha vahşi. Eskiden birinin verisini çalmak "hırsızlık" sayılırdı, basit bir para cezasıyla biterdi. Ancak 19 Mart 2025 tarihli yeni Siber Güvenlik yasasıyla masadaki oyun tamamen değişti. Devlet artık masaya yumruğunu vurdu: "Bu bir
Operasyonun finansal kalbi İstanbul'da atıyor olabilir, ama lojistik beyni Karabük'teydi. Neden Ankara veya İzmir değil? Çünkü dijital suç şebekeleri, tıpkı bizim eskiden kalabalık meydanlarda kaybolduğumuz gibi, gürültünün içinde saklanmak ister. Karabük, metropol
Çökertilen o 8 web sitesini, statik veri dökümleri sanmayın. Onlar yaşayan, nefes alan dinamik "Sorgu Panelleri" idi. Bu yapılar, veriyi kendi sunucularında tutacak kadar amatör değildi. Veriler, yasal taleplere asla cevap vermeyen, Seyşeller veya Panama gibi "Kurşun Geçirmez
Kamu binalarının kalın duvarları ve çelik kapıları sizi yanıltmasın; dijital dünyada kaleler "Kaba Kuvvet" ile yıkılmaz. Buradaki yöntem hibrit ve çok daha tehlikeliydi: "Bilgi Hırsızı" zararlı yazılımları. Kamu personeline yönelik, kişiye özel hazırlanmış "Zıpkınla Avlama"
Baskın anında şüphelilerin güveni tamdı. Cihazları (SSD/HDD) askeri düzeyde şifreleme ile, telefonları ise "Güçlendirilmiş" özel işletim sistemleriyle kilitliydi. Sıradan bir polis birimi için bu "oyun bitti" demektir. Ama karşınızdaki MİT ve Jandarma Siber ise, oyun yeni
Para trafiği bankalar üzerinden dönmedi elbette. Her şey kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve karmaşık blokzincir ağları üzerindeydi. Şebeke, izlerini kaybettirmek için "Şirinler" tekniğini kullandı. Yani suç geliri tek bir büyük parça halinde değil, binlerce küçük parçaya
Bu operasyonda MİT, sadece istihbarat toplamadı; adeta bir orkestra şefi gibi sahadaki tüm unsurları yönetti. Bizim dünyamızda buna "Teknik İstihbarat" (TechINT) denir. Buradaki kritik rol, "Faili İsnat Etme" sürecidir. Dijital izlerin (IP'ler, MAC adresleri, Tarayıcı kimlik
26 Aralık operasyonu, Türkiye'nin "Siber Vatan" doktrininde artık savunma değil, "Taarruzi Savunma" döneminin başladığının kanıtıdır. Verilen mesaj, hem içerideki hainlere hem de dışarıdaki servislere nettir: "Devlet verisine dokunan, sadece bir hacker değil; ulusal güvenliğe
O da bir ihtimal elbetteki…
Güzel bir nokta… Ve çok önemli…
Çok daha ciddi önlemler gerekiyor kanımca
İlginç bir durummuş
Katılıyorum… Ciddi bir süreç başlıyor
Shakespeare'in de dediği gibi; "İşte bütün mesele bu!"
